Osteosarkom, mikroskop altında incelendiğinde immatür (olgunlaşmamış) kemik üretimi ile karakterize edilen kötü huylu (malign) bir kemik tümörüdür. Genellikle kemikten kaynaklanır ancak nadiren kas veya bağ dokusu gibi yumuşak dokulardan da gelişebilir.
Çocukluk ve ergenlik döneminde kemiğin en sık görülen malign tümörüdür.
Tüm yaş grupları içinde ise Multipl Myelom’dan sonra ikinci en sık görülen kemik kanseridir.
• En sık 15–25 yaş arasında görülür.
• 6 yaş altı ve 60 yaş üstü vakalar oldukça nadirdir.
• Erkeklerde, kadınlara oranla 1.5–2 kat daha sık görülür.
• İkinci sıklıkta görülen dönem 50 yaş ve üzeridir — bu yaş grubunda genellikle sekonder osteosarkom şeklindedir.
🔹 Eğer bir yetişkinde osteosarkom görülürse, daha önce radyoterapi uygulanmış olması,
Paget hastalığı veya kemik infarktı gibi altta yatan nedenler araştırılmalıdır.
Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre osteosarkomlar şu şekilde sınıflandırılır:
• Düşük Dereceli Santral Osteosarkom
• Konvansiyonel Osteosarkom (Osteoblastik, Kondroblastik, Fibroblastik)
• Telenjiektatik Osteosarkom
• Küçük Hücreli Osteosarkom
• Parosteal Osteosarkom
• Periosteal Osteosarkom
• Yüksek Dereceli Yüzey Osteosarkomu
• Sekonder Osteosarkom
• Başka Şekilde Sınıflandırılamayan Osteosarkom (NOS)
Osteosarkom genellikle haftalar veya aylar süren, sürekli artan ağrı ile kendini gösterir.
Zamanla şişlik, hareket kısıtlılığı ve gece ağrısı belirgin hale gelir.
Diğer bulgular:
• Ağrının giderek artması ve şişlikle birlikte seyretmesi
• Kilo kaybı, halsizlik
• Laboratuvar testlerinde ALP (Alkalen Fosfataz) ve LDH yüksekliği
Osteosarkom vakalarının %70–80’i uzun kemiklerde, özellikle de metafiz bölgesinde (ekleme yakın uç kısımlar) görülür.
En sık yerleşim bölgeleri:
1. Distal femur (uyluk kemiğinin alt kısmı)
2. Proksimal tibia (kaval kemiğinin üst kısmı)
3. Proksimal humerus (üst kol kemiği)
• En sık akciğere metastaz yapar.
Bu nedenle akciğer BT veya PET ile değerlendirilir.
• İkinci sıklıkta başka bir kemiğe metastaz gelişebilir.
Bu da kemik sintigrafisi veya PET ile tespit edilir.
Neredeyse tüm osteosarkomlar yüksek dereceli (high-grade) olarak kabul edilir.
Tedavi, kemoterapi ve cerrahi kombinasyonu ile yapılır.
Kemoterapi
• Cerrahi öncesi verilen kemoterapiye neoadjuvan kemoterapi,
cerrahi sonrası verilenine adjuvan kemoterapi denir.
• Bu tedavi, tümör dokusunun ölmesini ve cerrahi alanın daralmasını sağlar.
Cerrahi
• Günümüzde çoğu hastada ekstremite koruyucu cerrahi uygulanır.
Yani ampütasyon (uzvun kesilmesi) nadir olarak gerekir.
• Cerrahi sırasında tümör geniş (radikal) rezeksiyon ile çıkarılır.
• Boşalan kemik bölgesi şu yöntemlerle yeniden yapılandırılır:
o Endoprostetik rekonstrüksiyon (protez ile onarım)
o Allogreft (kadavra kemiği)
o Damarlı fibula transferi (biyolojik rekonstrüksiyon)
Örneğin, proksimal tibiada yapılan geniş rezeksiyon sonrası gastroknemius flebi ile kas fonksiyonu korunabilir, tümör rezeksiyon protezi ile de ekstremite yeniden yapılandırılabilir.
• Parosteal ve iyi diferansiye intramedüller osteosarkomlar:
Düşük derecelidir → yalnızca cerrahi tedavi yeterlidir.
• Periosteal osteosarkom: Orta derecelidir → yüksek dereceliler gibi kemoterapi + cerrahi kombinasyonu uygulanır.
Ampütasyon (uzuv kesilmesi), günümüzde çok nadir gereklidir.
Ancak bazı özel durumlarda uygulanabilir:
• Yanlış veya uygunsuz yapılmış biyopsi (özellikle ortopedik onkolog dışı merkezlerde)
• Majör damar-sinir invazyonu
• İleri enfeksiyon
• Patolojik kırık veya işlevsiz kalacak ekstremite varlığı
Osteosarkom tedavisi, erken tanı ve uygun cerrahiyle oldukça başarılıdır.
Modern kemoterapi protokolleri ve ekstremite koruyucu cerrahiler sayesinde
uzun dönem sağkalım oranları %60–80 civarındadır.
Düzenli takiplerle hem metastaz hem de nüks riski kontrol altında tutulabilir.
Osteosarkom, çocukluk ve genç erişkinlik çağında en sık görülen kemik kanseridir.
Erken tanı, doğru biyopsi planlaması ve multidisipliner yaklaşım (cerrahi + kemoterapi) ile
çoğu hastada uzuv korunarak başarılı sonuçlar elde edilebilir.
Osteosarkom tanısı alan her hastada tedavi süreci, ortopedik onkoloji, medikal onkoloji ve radyoloji ekiplerinin ortak kararıyla yürütülmelidir.
Doç. Dr. Osman Civan ve ekibi tarafından Osteosarkom hastalarının tümör protezi, biyolojik rekonstrüksiyon ameliyatları ile tedavisi ve takibi başarı ile yapılmaktadır.